Bakışlarınız Yaşınızı Göstermesin

Gözler kalbin aynası mıdır? Bu bilindik cümleyi daha gerçekçi ele alırsak, biraz yoruma açık bırakırsak, biraz da evirip çevirirsek söyleyebilmekteyiz ki; gözler zamanın aynasıdır. Akıp giden zaman, ilk etkilerini dış dünyaya açılan pencerelerimizde, yani gözlerimizde ortaya çıkarmaktadır. Dış dünyayı tanımak ve dış dünyayla tanışmak, bu hassas pencerelerimizle yani gözlerimizle mümkündür.

Tanımak ve tanışmak, ister doğayla olsun ister insanla olsun, genel anlamda gözler yoluyla sağlanmaktadır. Neyi tanımak istersek isteyelim gözlerimiz bize en önemli rehber olmaktadır. Bu doğrultuda diyebilmekteyiz ki, dış dünyanın bizle ilişkisi de, dolaylı olarak dış dünyadaki insan ilişkileri de gözler rehberliğinde sağlanmaktadır. Zaman gözler rehberliğinde işlemekte ve bakışlarımız sözcükler yerine ruhumuzu dillendirmektedir. Ruhumuz zamanın güzelliklerinde asılı kalsın ve bakışlarımız da o yaşı dillendirsin istemez miyiz? Zamanın akıp geçen tavrına karşı bakışlarımızla istediğimiz yaşta kalmak ve görünmek, gelişen dünya düzeninde göz kapağı estetiğiyle mümkün hale gelmiştir. Zamana kendi penceremizden bakmak ve baktığımız yaşta görünmek için geliştirilen göz kapağı estetiğine değinmek faydalı olacaktır.

Zamanın Gözü (Zamanın Göze Etkileri)

Göz estetiği her geçen gün daha çok ilerlemekte ve gelişmektedir. Öyle ki artık, sadece yağ torbalarını aldırmak üzerinden uygulanan yöntemler, yerini bütün bir yüz ifadesinin temel unsuru olarak göz estetiğine bırakmıştır. Bu bakımdan zamanın göz ve yüz bölgesindeki etkilerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Alın bölgesinde yaşın ilerlemesi ve yerçekiminin de etkisiyle aşağı doğru inme gözlenmektedir. Alın bölgesinde oluşan bu inme, kaşlarda ve üst göz kapaklarında da düşme meydana gelmesine sebep olmaktadır. Bu durumda alın bölgesinde meydana gelen inmeyle başlayan bu durum göz kapaklarının üzerinde de yük oluşturmakta ve göz kapaklarında da aşağı doğru kayma meydana gelmektedir.
  • Gözü çevreleyen ve yastıkçıklar halindeki gözdeki yağ torbalarını alt göz kapaklarından ayıran zar, elastik dokusunu kaybetmekte ve gevşemektedir. Bu durumda, yağlar dışarı taşmakta ve bizim adını bildiğimiz haliyle, göz torbaları meydana gelmektedir.
  • Göz çevresini oluşturan deri dokusu, insan vücudunda en hassas yapıdaki dokudur. Bu hassas deri, altındaki hareketli kaslara yapışık niteliktedir ve bu sebeple her göz hareketinde daha fazla sarkma ve kırışma meydana gelmektedir. En bilinen adıyla, göz çevresinde meydana gelen kaz yatakları bu duruma örnek olarak gösterilebilmektedir.
  • Yanaklara ait olan üst sınırda yani göz altlarında derin bir oyuk meydana gelmektedir. Bu oyuğun temel sebebi ise, yanakların yaşlanma ve yerçekimi gibi etkiler sonucu aşağı sarkmasıdır.

Göz Kapağı Estetiklerinde Yanılgılar

Göz estetiği ameliyatlarında genel olarak tek bir unsur üzerinden hareket edilmesi yanılgılar oluşturmakta ve bu yanılgılar sonucunda istenilen sonuçlar alınamayabilmektedir. Örneğin, bilinen göz kapağı ameliyatlarında, göz kapağı derisi, deri altında bulunan ince kas tabakası ve göz torbalarını dolduran yağlar alınmaktadır. Ancak bu uygulamalar sonucu hastalarda hayal kırıklıkları oluşmaktadır. Hastalarda hayal kırıklığı oluşmasına sebep olan şey ise, sorunların tek bir unsura uygulanacak müdahale ile ortadan kaldırılabileceği yanılgısıdır. Göz kapağı sorunu sadece göz kapağı ve çevresinden kaynaklanmamakta, bu sorunların bir kısmı yanaklar ve alın gibi başka yapılara ait olmaktadır. Dolayısıyla sorunların, yanaklar ve alın bölgesini de içine alan kaynakları ele alınmadan etkili çözümü sağlanamamaktadır. Bu bakımdan göz estetiği ameliyatlarında etkili tedavinin nasıl olacağına değinmek gerekmektedir.

Mutluluk Veren Göz Estetikleri

Gözleri zamanın değil mutluluğun aynası haline getirmek, kendi bakışlarımızdan memnun ve mutlu olmak doğru tedavi seçimi ve uygulamasıyla mümkündür. Doğru uygulama şu adımlarla gerçekleştirilmektedir:

  • İlk olarak, göz altında yanak üst sınırına kadar inen derin bir çukur olması durumunda, o çukurun mutlaka doldurulması gerekmektedir. Standart olarak uygulanan göz kapağı ameliyatlarında bu sorun giderilememekte hatta bu çukur daha da fazla derinleşip belirginleşebilmektedir. Bu çukurun ortadan kaldırılması için, göz altı torbasını oluşturan yağların aşağı doğru yayılması sağlanmalıdır. Göz altı torbalarında aşağı yayılma sağlanırken aynı zamanda yanaklar da yukarı kaldırılmalı, böylece mevcut olan yorgun görünüm ortadan kaldırılmalıdır. Bu uygulama sonucunda, elmacık kemikleriyle göz kapakları arasında dümdüz bir yüzey oluşturulabilmekte, genç ve diri bir görünüm sağlanabilmektedir.
  • Yanaklarda sarkıklık söz konusuysa, bu sarkıklığın mutlaka giderilmesi gerekmektedir. Yanak bölgesindeki sarkmalar için, endoskopik tekniklerden yararlanılabilmektedir. Endoskopik tekniklerle yapılan göz estetikleri, hızla iyileşme sağlanabilen ve daha az kesi uygulanarak daha etkili tedavi imkanı sağlayan uygulamalardır. Endoskopik tekniklerle, yanakların kaldırılması ya da alt göz kapağı ameliyatları sırasında orta yüzün yukarı alınması da mümkündür.
  • Üst göz kapağında gerçekleştirilecek estetik ameliyatlar için ise, alın bölgesi mutlaka değerlendirilmelidir. Eğer alın bölgesinde inme ve buna bağlı olarak kaşlarda da düşme söz konusuysa, öncelikli olarak bu durum düzeltilmelidir. Bu durumun düzeltilmesi için ise, şakak bölgesi gerilmeli ve kaşlar doğru konuma yerleştirilmelidir. Bütün bu uygulamalar sonrasında hala üst göz kapağında sarkma söz konusuysa, bu sarkma tedavi edilmelidir. Örneğin, kaz ayaklarının ortaya çıkma sebebi, şakak bölgesinin sarkmasıdır ve şakak germe yöntemiyle büyük oranda ortadan kalkmaktadır.

Üst ve alt göz kapağı estetik ameliyatlarının hepsinde, öncelikli olarak bu sorunlar giderildikten sonra sadece bölgedeki kas ve deri fazlalıklarını almak yeterli olacaktır.

Göz estetiklerinde temel olarak, gözün yüz içindeki yanak, alın gibi bölgelerden ayrı düşünülmemesi ve bu doğrultuda sorunların ana kaynağının yanı sıra diğer faktörlere de müdahale edilmesi, en etkili sonuçları vermektedir. Bu doğrultuda da, gözler yorgunluk ya da yaşlılığın değil, hissettiğiniz ve olmak istediğiniz yaşın aynası haline gelebilmektedir.